Dijital Sinyal

Dr. Müh. Gülay SAVAŞ – YAPAY ZEKA

İnsan 2.0’a Doğru İlerliyorken İnsan 1.0 Nerede? Hayallerimiz Nerede?

 

Dr. Müh. Gülay SAVAŞ

 

SPOT2: Bilgisayarlara öğrenmeyi öğreterek yapay zekayı oluşturan insanlık, artık makina zekasına sahip cyborg’lar dünyasına yani insan 2.0’a doğru ilerliyorken kendi biyolojik zekasını koruyabilecek, geliştirebilecek mi? Ayrışmamızı, insani değerlerimizi koruyabilecek miyiz yoksa insanlık varlığını korumak için robotlaşmalı mı?

Yönetemezsek Yönetiliriz! Peki Ne Yapacağız?

Bir tarafta kuantum dünyası konuşulup, tartışılırken diğer tarafta da madde dünyasını konuşan insanlık neden tam bunun merkezinde duran, kendi beynini daha fazla konuşmuyor, kullanmıyor, keşfetmiyor? Bilgisayarlara öğrettiğimiz zeka, bizlerin entellektüel zekasını geçebilir. Çünkü teknoloji duygu ve önyargılardan bağımsız olarak öğreniyor. Ama henüz bizim duygusal zekamızı geçebilmiş değil. Çünkü hala sadece biz duygulara ve hayal gücüne sahibiz.

 

İnsan Beyni Uyuşturuluyor

Dışardaki kuantum dünyayı bizlere madde olarak algılatan, yaşadığımız illüzyonu gerçek olarak gösteren insan beyninin derinliklerine neden daha çok girmiyor ve onu daha çok tanıtmıyoruz?  Şu bir gerçek ki insan; beynindeki nörofizyolojik ve nöro kimyasal yapılarının ve üst beynindeki yani neokorteksindeki programının etkisinde yaşayan bir varlıktır. Ta ki farkındalık ile aynen kuantumda da anlatıldığı gibi bizler de, hayatımızın ve beynimizdeki düşüncelerimizin bir gözlemcisi oluncaya kadar. Öğrenmeyi öğrendiğimiz, düşünmeyi düşünerek, kafalarımızdaki yaşam haritalarımızın, kendi programlarımızın farkına varıncaya kadar. Vardığımız anda bu programları değiştirme imkanına da sahip oluyoruz.  Fakat bu farkındalıktan uzaklaştırılmak için, global olarak teknolojinin, siyasetlerin ve ekonomilerin etkisi ile insan beyni uyuşturuluyor ve programlanıyor.

 

Hologram Beynimizi Neden Kullanmıyoruz?

Geldiğimiz noktaya baktığımızda, beyni inceleyen bilim insanları, insan beynini modelleyerek yapay zekayı, yapay sinir ağlarını, makina öğrenmesini, derin öğrenmeyi vb. birçok teknolojiyi üretti. Demek ki insan beyni modellenebiliyor. Peki insan beynini modelleyerek, makinaları öğrenmeyi öğreten ve makina zekasını yaratan ve teknolojik araçlarla bunu dünyaya yayan bilim insanları neden bu öğrenmeyi öğrenme (metacognition) kavramını daha çok gençlere, öğrencilere anlatarak biyolojik zekanın gelişimine, daha çok katkı sağlamıyorlar? Daha çok zihinsel ve fizyolojik metotlarla bu biyolojik zekamızı, bu hologram beynimizi daha çok kullanamıyoruz?

 

Peki İşsizlik?

Tam tersine biyolojik zekayı, insanın duygu ve ruhunun derinliklerinden gelen zekayı yok ederek, yapay zeka teknolojilerini arttırarak, işsizliğin dünyada ciddi boyutlara geldiği ve geleceği zamanlara doğru ilerliyoruz. Çok yakın bir gelecekte Amerika’da işlerin %47’sinin robotlar tarafından yapılacağı söyleniyor. İnsan oğlunun bu işsizlik sorununa çözüm olarak Elon Musk’dan gelen yanıt ise, çok daha ilginç: “İnsanoğlunun artık ekonomiye değer katması için robotlaşması yani biyolojik zeka ile makina zekasının birleşmesi gerekiyor.”

 

Cyborg Sürüsü

Eğer teknolojiyi üretmiyorsak, eğer bilime, eğitime, insana yatırım yapmıyorsak ve sadece batının ürettiği teknolojileri kullanarak ve siyasi koşullandırmaların etkisinde bozulan psikolojilerimiz ve manipüle edilen zihinlerimiz ile yok olmaya doğru gitmiyor muyuz? Şunu bilelim ki, insan sosyolojik, psikolojik ve biyolojik bir varlıktır. Tüm bu bileşenlerin etkisinde, eğer beynimize, aklımıza, ruhumuza ve duygularımıza sahip çıkmaz, kendimizi bilmez ve farkındalık konumuna gelmez isek geleceğin Cyborg sürüsü içinde kaybolacağız.

 

Sağ Beynimizi Nasıl Kullanacağız?

Şimdiye kadar eğitim aldığım ve verdiğim tüm üniversitelerde, kurum ve kuruluşlarda herkes teknolojiyi, mühendisliği vs. yani insanın analitik zekasını besleyecek konuları anlatıyor da, bunu üreten insanı, insan psikolojisini, insan beynini, tasarım – hayal – yaratıcılık ve inovasyondan sorumlu olan özellikle sağ beyni yani duygusal beynimizi nasıl kullanmamız gerektiğini kimse anlatmıyor.

30 senedir sektörde ve üniversitelerde olan biri olarak üniversitelerimizde hiç bir mühendislik fakültesinde – bölümünde organizasyonel psikoloji, insan psikolojisi, dil – anlatım ve felsefe gibi dersler işlenmiyor. Halbuki batıdaki üniversitelere baktığımızda mühendislik üniversitelerinde örnek Münich Teknik Üniversitesinde Tıp Fakültesi olduğunu, Fizik ve Makina Mühendislerine felsefe okuttuklarını, Kanada ve Fransa’daki üniversitelerdeki öğrencilerin “Dil-Anlatım” dersini vermeden mezun olamadıklarını görüyorsunuz.

 

Biz de bunların hiç biri yok. Bunların sonucu olarak;

  • Bilse de bilgisini anlatamayan, karşı tarafa sunamayan,
  • Teknolojiyi çok iyi bilse de, üretemeyen, yaratıcı – inovatif olamayan,
  • Mühendisliğini iyi yapsa da, uygulasa da sürecini, insanını ve teknolojisini entegre hale getiremeyen ve yönetemeyen,
  • Yani yönetmeyi bilmeyen şirketlerimiz ve yöneticilerimizin sayısı %97 olarak karşımıza çıkıyor.

 

Çünkü Türkiye’de 3.nesile geçebilen şirket sayısı sadece %3. Bunun da sebebi değişim yönetimini bilmememiz, insan kaynağını yönetmeyi bilmememiz, kaynak yönetimini yapamamamız, entegre düşünemememiz vb. sebeplerdir. Başarılı şirketleri dünyada şu şekilde tanımlıyorlar : “Türk gibi başla, Alman gibi devam et, İngiliz gibi yönet.” O sebeple ben aradaki bu eksikliği kapatmayı, iletişim, yönetim, sunum, proje yönetimi vb. aracı isimlerin arkasında insanı, insan beynini bütünsel kullanabilmenin gücünü (adı bireysel gelişim konuları gibi gözükse de) yani zihin bilimini o bütünsel (holistic) bakışı anlatmayı kendime misyon edindim. Hayal etmeyi, hayal etme becerisini bıraktığımız sürece farklı – yeni bir şey üretemeyeceğiz ve aklını, sağ beynini, yaratıcı zekasını kullanarak teknolojiye – mühendisliğe sürekli yeni ürün/hizmetler katan ülkelerin hatta bir sure sonra İnsan 2.0 diyeceğimiz robotların birer oyuncağı haline geleceğiz.

Einstein bile ne demiş:  “Her şey hayal etmekle başlar”

Dr.Müh. Gülay SAVAŞ

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir